
Allah Teâlâ, insanı tefekküre davet eden bu ayet grubunda öncelikle manevi dirilişe işaret etmekte ve şöyle buyurmaktadır: “Ölü toprak onlar için bir delildir; biz onu diriltip ondan taneler çıkardık ve onlardan yemekteler.” Akledildiğinde kulu doğrudan Yaratana ulaştıran ayetler; kâinata dayalı olan kevnî ayetler ve lafız ile manaya dayalı Kur’ânî ayetler olarak ikiye ayrılsa da, fıtratı anlama ve Allah’ı hatırlatma yönünden aynı ulvi amaca hizmet ederler.
İlahi kelam, gözümüzün önündeki apaçık bir delil olan “ölü toprak” ifadesiyle, insanlığa manevi dirilişin ve uyanışın nasıl gerçekleşeceğini adeta toprağın diliyle beyan etmektedir. Tüm potansiyeline rağmen susuzluktan kurumuş olan bu toprak misali, günümüz Müslümanlarının da yeniden dirilmesi ve manen yeşermesi ancak İslam’ın nuru ve sarsılmaz bir dava şuuruyla mümkündür.
Müslümanların maruz kaldığı en tehlikeli hastalık, insanlığı vahye ve fıtrata döndürme sancısından mahrum kalmak, yani davasızlaşma temayülüdür. İslam ümmeti bugün, her türlü medeniyet potansiyeline sahip olduğu halde kurak bir çamur yığını gibi can suyu beklemekte olup, bu yığına o ilahi ruhu üfleyecek tek çare ise İ‘lâ-ı Kelimetullah davasıdır.
Ayette geçen “onu dirilttik” ifadesi, bu uyanış ve ihyanın ancak Allah Teâlâ’nın mutlak kudreti ve inayetiyle gerçekleşeceğini ilan etmektedir. Allah Teâlâ gökten indirdiği su ile yeryüzünü fiziksel olarak canlandırırken, insanı da vahyin nuruyla diriltmekte ve toplumsal döngüyü anlamamız için önümüze muazzam kıyaslar sermektedir.
Dirilen bir toprağın en büyük tezahürü, ayetin devamında belirtildiği gibi kendisinden istifade edilen ve başkalarına hayat veren tohumlar çıkarmasıdır. Bugün tüm mazlum coğrafyaların açlıkla beklediği o feyizli uyanış için, yeryüzüne yeniden adalet dağıtacak özellikte bir “çekirdek nesil” yetiştirme zorunluluğumuz vardır.
Ayette geçen “taneler ve tohumlar” kavramı, bir sonraki neslin onurlu varlığı için atılması gereken köklü temellerin ve çekirdek kadronun önemini açıkça ihtar eder. Bizler bu şuurla çekirdek nesli inşa ettiğimizde, dünya sömürgecilerin elinden kurtulacak ve insanlık aradığı o gerçek manevi adaletle ruhunu doyuracaktır.
Bu hakikatin farkında olan küresel ifsat şebekeleri ise, temiz nesillerin yetişmesini engellemek için özellikle üç hayati sektörü tekel altına alarak insanlığın fıtratına savaş açmışlardır. Bu sektörlerin en başında gelen biyolojik “tohum ve tarım” tekelini ellerinde tutarak, zihnen uyuşmuş ve iradesiz yığınlar üretmekte, böylece gıda ve sağlık alanını da kendi insaflarına bağlamaktadırlar.
Bu ayetle amelde bulunmak istiyorsak, fıtratı bozmaya çalışan bu ifsat odaklarına karşı hem biyolojik tohumumuza hem de manevi tohumumuz olan çekirdek neslimize sahip çıkmalıyız. Evlatlarımızı zihni uyuşmuş yığınlar olmaktan kurtarmak adına eğitim müfredatlarını bu fıtrat davasına göre yeniden planlamalı ve tüm gücümüzle çalışmalıyız.
Aziz dostlar, ölü toprağın dirilişindeki o büyük sırrın, ayetteki edebi ve sosyolojik inceliklerin ve Yâsin Sûresi’nin satır aralarında saklanan daha nice medeniyet şifresinin çok daha derinlemesine analizini; yayınlanmış olan kitabımızdan daha fazla istifade edebilirsiniz:
