36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Sarsılmaz Düzenin Öncüsü: Güneş (38. Ayet)

﴿وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ﴾ ,“Güneş de kendisine ait yerleşkesine (yörüngesine) akıp gitmektedir. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir.” Yâsîn Sûresi’nin 38. âyeti, Güneş’in uzayda rastgele değil, Allah Teâlâ’nın tayin ettiği kusursuz bir yörünge ve hedef doğrultusunda sürekli hareket ettiğini haber vermektedir. Âyette geçen “tecrî” ifadesi, Güneş’in […]

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Gecenin İlâhî Kudrete Şahitliği (Yâsîn Suresi 37. Âyet)

Yâsîn Suresi’nin 37. âyeti, geceyi Allah Teâlâ’nın sonsuz kudretini gösteren büyük bir kevnî delil olarak takdim eder. Her gün tekrarlanan gece ve gündüz döngüsü, sıradan bir tabiat olayı değil; insanı tefekküre çağıran ilahî bir mesajdır. Âyette geçen ﴿نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ﴾ ifadesi, gündüzün geceden adeta bir derinin yüzülmesi gibi çekilip çıkarıldığını tasvir ederek hem Arap dilinin

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Bereketin Her Sisteme Nakşedilişi (36. Âyet)

Bereketin Her Sisteme Nakşedilişi (36. Âyet) ﴿سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ﴾ “Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratan (Allah Teâlâ) tüm noksanlıklardan münezzehtir.” Kur’an-ı Kerim, varlıklar arasındaki kusursuz ahengi ve çift yaratılış sırrını bitkiler, insanlar ve henüz bilinmeyen nice mikro-makro âlemlerdeki

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Medeniyetin Berekete Dönüşmesi (35. Âyet)

﴿لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ﴾ “Meyvelerinden ve kendi ellerinin ürettiklerinden yesinler diye (bunları yarattık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?” Kur’an-ı Kerim, ölü toprağın dirilişiyle kurulan o inançlı çekirdek neslin, yeryüzünde iktidar kurduğunda insanlığın maddi ve manevi ihtiyaçlarını helal dairesinde gidereceğini müjdeler. Toprağa atılan tohumun sabırla meyveye durması gibi, nesle yapılan eğitim yatırımları da zamanla

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Dirilişin Tezahürü: Kurak Topraklardan Fışkıran Bereket (34. Âyet)

﴿وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ الْعُيُونِ﴾ “Biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve yeryüzünden birtakım pınarlar fışkırttık.” Kur’an-ı Kerim, ölü arazinin vahyin nuruyla dirilişini gözler önüne sererken, bu uyanışın dünyadaki en somut meyvelerini hurmalıklar ve üzüm bağları misaliyle açıklar. Zira ruhen kurumuş ve sönük kalmış bir topluma İslam’ın o diri

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Amelde İbret Almak (31. Âyet)

Allah Teâlâ bu ayette, nankör bir toplumun çöküşünün arkasında yatan sosyolojik ve tarihi nedenleri sarsıcı bir soruyla dikkatimize sunmaktadır. İlahi kelamdan süzülen bu evrensel kuralları dikkate alan her medeniyet maddi planda yükselişe geçerken, bunlardan gafil olan toplumlar ise tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdur. Ayetin ilk basamağında yer alan “Görmediler mi?” sorusu, tarihten ibret almanın ve toplumsal

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Hüsrana Sesleniş (30. Âyet)

Azabın bu derece ani ve dehşetli gelmesi, onların içinde bulunduğu derin hüsranın bir göstergesi olduğundan Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.” Bu âyetteki “Yazık” ifadesini belağat açısından tahlil ettiğimizde, hüsran hâlinin adeta bir yerde hazır beklediğini ve o azgınlık gerçekleşmeden yerinden ayrılmadığını görürüz. Hüsranın asıl

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

“Yeter Artık!” Dercesine Bir Azap (29. Âyet)

Allah Teâlâ, o nankör kavme gelen azaba dair ayrıntıyı sadece tek bir kelimeyle özetleyerek şöyle buyurmaktadır: “[Azap] sadece korkunç bir tek ses oldu; bir anda sönüp gittiler.” Ayetteki bu sesin özel bir azap maksadıyla geldiği dahi ismen zikredilmeyerek sadece korkunç bir sayhanın varlığından bahsedilmiştir. Çünkü o yiğit dava erinin şefkatli davetine zulümle karşılık veren bu

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Zilletin En Alt Mertebesi: Yok Sayılmanın Dehşeti (Yâsin Sûresi 28. Âyet)

O yiğit dava erinin cennet kapılarından içeri girdiği muazzam ahiret sahnesinin ardından, Yâsin Sûresi bizi yeniden dünya sahnesine indiriyor. Peki, o asil insana kıyan nankör kavme ne oldu? İlahi kelam, onların uğradığı dehşetli mahrumiyeti tek bir cümleyle özetliyor: “Kendisinden sonra kavmi üzerine gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.” İslam âlimlerinin Habib-i Neccâr olduğunu belirttiği

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Yüreklere Dokunan Söz: Cennette Bile Dinmeyen Merhamet (Yâsin Sûresi 26-27)

Düşünün… Bir davanın peşindesiniz. İnsanları iyiliğe, hakikate çağırıyorsunuz. Karşılığında ise size nefretle, öfkeyle bakıyorlar ve en sonunda canınıza kastediyorlar. Dünya sahnesi sizin için en acı, en kanlı şekilde kapanıyor. Peki, tam o anda, ruhunuz bedenden ayrılıp cennet kapıları önünüze açıldığında ne hissedersiniz? Size zulmedenlere karşı içinizde bir öfke, bir intikam arzusu uyanır mı? Yoksa bambaşka

Scroll to Top