36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Yok Oluştan Kurtuluş Nimeti (43. Âyet)

﴿وَإِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَرِيخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَ﴾“Biz istesek onları boğarız da kendileri için ne bir imdat çağrısına koşan olur ne de kurtarılırlar.” Allah Teâlâ, varlığımızı yalnızca bir defa yaratmakla bırakmamış; her an devam ettiren kusursuz bir düzen kurmuştur. İnsan, denizlerdeki gemilerden uzaydaki gezegenlere, kendi bedenindeki hücrelerden DNA’sındaki genetik düzene kadar sayısız hassas sistemin […]

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

İnsanın Görüntüdeki Seyahati (42. Âyet)

﴿وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِهِ مَا يَرْكَبُونَ﴾ “Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.” Allah Teâlâ bu âyette, insanın hayatını kolaylaştırmak için yarattığı binek ve ulaşım vasıtalarına dikkat çekmektedir. Âyetteki “o gemi gibi” ifadesi; tefsirlerde deve gibi kara bineklerinden, at ve diğer hayvanlardan, hatta insanların zamanla geliştireceği gemi ve ulaşım araçlarından farklı şekillerde

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ, Uncategorized

İnsandaki Evren (41. Âyet)

Allah Teâlâ, Yâsîn sûresinin 41. âyetinde şöyle buyurur: ﴿وَآيَةٌ لَهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ﴾ “Onların soylarını o dopdolu gemide yükleyip taşımamız da onlar için bir delildir.” Âyet, Allah Teâlâ’nın kudretini gösteren ilahî sistemlerin bizzat birer “âyet” olduğunu ortaya koymaktadır. Âyet; hayranlık uyandıran bir düzen taşımalı, insana eşsiz bir nimet olarak sunulmalı ve insanı

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Düzeni Ayakta Tutanlardaki Düzen (40. Âyet)

﴿لَا الشَّمْسُ يَنْبَغِي لَهَا أَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا اللَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ﴾ “Ne Güneş’in Ay’a yetişip çatması uygundur, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” Allah Teâlâ bu âyette, kâinatın devamlılığını sağlayan üç büyük nizama dikkat çekmektedir: Güneş’in Ay’a yetişmemesi, gecenin gündüzü geçememesi ve bütün gök cisimlerinin kendilerine tayin

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ, Uncategorized

Karanlıkta Yönümüzü Bulmak İçin… (39. Âyet)

﴿وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتَّى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ﴾ “Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler/menziller) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı (hilal) gibi olur.” Allah Teâlâ, Ay’ın gökyüzündeki düzenli evreleriyle insana hem hayatın geçiciliğini hem de karanlık dönemlerde ümidini kaybetmemesi gerektiğini öğretmektedir. Hilalden dolunaya, dolunaydan yeniden hilale dönen Ay; belirlenmiş menzillerde ilerleyerek her ay aynı

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Sarsılmaz Düzenin Öncüsü: Güneş (38. Ayet)

﴿وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ﴾ ,“Güneş de kendisine ait yerleşkesine (yörüngesine) akıp gitmektedir. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir.” Yâsîn Sûresi’nin 38. âyeti, Güneş’in uzayda rastgele değil, Allah Teâlâ’nın tayin ettiği kusursuz bir yörünge ve hedef doğrultusunda sürekli hareket ettiğini haber vermektedir. Âyette geçen “tecrî” ifadesi, Güneş’in

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Gecenin İlâhî Kudrete Şahitliği (Yâsîn Suresi 37. Âyet)

Yâsîn Suresi’nin 37. âyeti, geceyi Allah Teâlâ’nın sonsuz kudretini gösteren büyük bir kevnî delil olarak takdim eder. Her gün tekrarlanan gece ve gündüz döngüsü, sıradan bir tabiat olayı değil; insanı tefekküre çağıran ilahî bir mesajdır. Âyette geçen ﴿نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ﴾ ifadesi, gündüzün geceden adeta bir derinin yüzülmesi gibi çekilip çıkarıldığını tasvir ederek hem Arap dilinin

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Bereketin Her Sisteme Nakşedilişi (36. Âyet)

Bereketin Her Sisteme Nakşedilişi (36. Âyet) ﴿سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ﴾ “Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratan (Allah Teâlâ) tüm noksanlıklardan münezzehtir.” Kur’an-ı Kerim, varlıklar arasındaki kusursuz ahengi ve çift yaratılış sırrını bitkiler, insanlar ve henüz bilinmeyen nice mikro-makro âlemlerdeki

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Medeniyetin Berekete Dönüşmesi (35. Âyet)

﴿لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ﴾ “Meyvelerinden ve kendi ellerinin ürettiklerinden yesinler diye (bunları yarattık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?” Kur’an-ı Kerim, ölü toprağın dirilişiyle kurulan o inançlı çekirdek neslin, yeryüzünde iktidar kurduğunda insanlığın maddi ve manevi ihtiyaçlarını helal dairesinde gidereceğini müjdeler. Toprağa atılan tohumun sabırla meyveye durması gibi, nesle yapılan eğitim yatırımları da zamanla

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Dirilişin Tezahürü: Kurak Topraklardan Fışkıran Bereket (34. Âyet)

﴿وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنَ الْعُيُونِ﴾ “Biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve yeryüzünden birtakım pınarlar fışkırttık.” Kur’an-ı Kerim, ölü arazinin vahyin nuruyla dirilişini gözler önüne sererken, bu uyanışın dünyadaki en somut meyvelerini hurmalıklar ve üzüm bağları misaliyle açıklar. Zira ruhen kurumuş ve sönük kalmış bir topluma İslam’ın o diri

Scroll to Top