
﴿لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ وَمَا عَمِلَتْهُ أَيْدِيهِمْ أَفَلَا يَشْكُرُونَ﴾
“Meyvelerinden ve kendi ellerinin ürettiklerinden yesinler diye (bunları yarattık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?”
Kur’an-ı Kerim, ölü toprağın dirilişiyle kurulan o inançlı çekirdek neslin, yeryüzünde iktidar kurduğunda insanlığın maddi ve manevi ihtiyaçlarını helal dairesinde gidereceğini müjdeler. Toprağa atılan tohumun sabırla meyveye durması gibi, nesle yapılan eğitim yatırımları da zamanla hem kalplere gıda olan manevi ürünler vermeye hem de devasa medeniyet eserleri inşa etmeye başlar.
Ayetin sonunda yer alan “Hâlâ şükretmeyecekler mi?” sorgusu, dil bilimi açısından bize nimete ferasetle bakıp ibret aldıktan sonra şükretmenin ne kadar hayati olduğunu iştirak ettirir. Alın teriyle ve helal emekle çalışıp çabalayarak elde edilen rızık, insanın iç dünyasına huzur verirken; kulun çalışabilme iradesine sahip olması bile başlı başına şükredilmesi gereken büyük bir nimettir.
Eğer bu ilahi mesajla amel etmek istiyorsak, yetiştirdiğimiz nesilleri ve döktüğümüz alın terini sadece kendi çevremiz için değil, tüm insanlığa fayda sağlayacak cihanşümul bir uktuyla planlamalıyız. Bu şuur ve şükür bilinciyle hareket ettiğimizde, yeryüzüne gerçek adaleti ve huzuru yeniden hakim kılabiliriz.
Aziz dostlar, Yâsin Sûresi’nin kalplere dokunan sırlarını ve bu ayetlerin hayatımıza rehber olacak yönlerini derinlemesine incelediğimiz yeni kitabımız “Amelî Tefsir – Hayat Pusulamız: Yâsîn Sûresi” raflardaki yerini aldı. Çalışmanın tamamına ulaşmak ve kitabımızı temin etmek için aşağıdaki bağlantıya göz atabilirsiniz:
https://www.kitapyurdu.com/kitap/ameli-tefsir-hidayet-pusulamiz-yasin-suresi/762199.html
Rabbim ömrümüzü şükür ve rıza ile bereketlendirsin. Allah’a emanet olun.
