Neden Hidayet Pusulası?

Pusula, limanda bekleyenler için değil; açık denizde fırtınaya yakalanmış, yönünü kaybetmek üzere olanlar için hayati bir ihtiyaçtır.

Bugün insanlık, modernizmin ve küresel algı operasyonlarının oluşturduğu dev dalgalar arasında savruluyor. Zihinler karışık, kavramlar kirli, fıtrat ise tehdit altında. “Nereden geldik?” sorusuna biyolojik, “Nereye gidiyoruz?” sorusuna ise sosyolojik cevaplar veremeyen nesiller, rotasını başkalarının çizdiği haritalarda arıyor.

İşte tam bu noktada, Yâsin Sûresi devreye girer. Efendimiz (s.a.v.) Yâsin Sûresi için “Kurân-ı Kerim’in Kalbi” buyurmuştur. Bu hadis hüküm olarak zayıf bir hadis de olsa mahiyet itibariyle Yâsîn Sûresi, Kurân-ı Kerim’in kalbi olma mahiyetindedir. Kalp, sadece kan pompalayan bir organ değil; bedenin ritmini, hassasiyetini ve en önemlisi yönünü tayin eden merkezdir. Kalp durursa beden ölür; kalp şaşarsa ayaklar yanlış yola yürür. Bu açıdan bakılınca da Yâsîn Sûresi amelî yaşantının gerçek mânada nasıl ilerlemesinden bahseden bir harita konumunda ve Kurân-ı Kerim’in kalbi mesafesindedir.

Biz bu çalışmaya “Hidâyet Pusulası” dedik. Çünkü; Yâsin Sûresi, gökyüzündeki tüm galaksi yörüngesinden (makro âlem), hücremizdeki DNA sarmalına (mikro âlem) kadar kâinatın şaşmaz düzenini önümüze serer. Bize, hem madde planında hem de mâna planında “Kuzey Yıldızı”mızın neresi olduğunu gösterir. Bu kitap; Yâsin Sûresi’ni sadece mezarlıklarda okunan bir metin olmaktan çıkarıp; dirileri ayağa kaldıracak, onlara ilim, amel ve dava noktasında yön gösterecek bir pusula olması niyetiyle kaleme alınmıştır. Gayemiz; pusulası şaşmış bu çağda, Kurân-ı Kerim’in “Yön Çizgileri”ne tutunarak istikamet üzere kalabilmektir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top