Amelde İbret Almak (31. Âyet)

Allah Teâlâ bu ayette, nankör bir toplumun çöküşünün arkasında yatan sosyolojik ve tarihi nedenleri sarsıcı bir soruyla dikkatimize sunmaktadır. İlahi kelamdan süzülen bu evrensel kuralları dikkate alan her medeniyet maddi planda yükselişe geçerken, bunlardan gafil olan toplumlar ise tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdur.

Ayetin ilk basamağında yer alan “Görmediler mi?” sorusu, tarihten ibret almanın ve toplumsal olayları basiretle okumanın hayati önemine işaret eder. Allah Teâlâ, geçmişin tecrübelerine kör bakan ve aynı hataları tekrarlayan toplumları net bir dille azarlayarak bizleri feraset sahibi olmaya çağırmaktadır.

İkinci temel esas olarak karşımıza çıkan “nice nesiller” vurgusu, tarih sahnesinde asırlar boyu hüküm süren sarsılmaz bir sünnetullahı ifade etmektedir. Bu ilahi kurala göre, her yüz yılda bir kendi vizyonunu güncelleyemeyen ve çağın getirdiği yeniliklere ayak uyduramayan devletler hükümranlığını kaybederek yıkılma sürecine girer.

Tarihin bu yenilenme kanununu doğru okuyan köklü medeniyetler, her nesil değişiminde dinamik politikalar üreterek ömürlerini uzatmayı başarmışlardır. Bunun en güzel örneği kurumlarını sürekli yenileyerek asırlarca ayakta kalan Osmanlı olsa da, onlar da son dönemde sanayi devrimini zamanında yakalayamadıkları için sömürgeci güçlere yenilmişlerdir.

Ayetin dikkat çektiği üçüncü esas ise giden zamanın ve geçmiş şartların bir daha asla aynen geri gelmeyeceği değişmez gerçeğidir. Bu yüzden basiretli bir devlet adamı eskiye ağıt yakmakla vakit kaybetmemeli, toplumunu dünyada yeniden merkez haline getirecek yeni sektörler ve yollar inşa etmelidir.

Osmanlı Devleti’nin gerilemesi de coğrafi keşiflere zamanında alternatif üretememesiyle başlamış, son iki asırda ise Avrupa’yı sadece şekilsel olarak taklit etmek koca çınarı fıtri şartlarından uzaklaştırmıştır. Ayetteki bu sarsıcı ifade, geçmişin maddi kalıplarına veya kuru şekilciliğe saplanıp kalmanın toplumları sadece geriye götüreceğini ihtar eder.

Bu ilahi kanun sadece gayrimüslim devletler için değil, tüm İslami yönetimler ve kurumlar için de geçerli olan evrensel bir ölçüdür. Yavuz Sultan Selim’in fethettiği Memlük komutanlarının “Sünnettir diye sadece ok ve yayla savaştık” itirafı, çağın teknolojisinden geri kalmanın acı bir faturasıdır.

Buradan anlamamız gereken asıl mesele, geçmişteki kahramanların yaşadığı dönemin fiziki şartlarına ve şekillerine körü körüne takılıp kalmak değildir. Önemli olan, o yüce şahsiyetlerin çağları aşan sarsılmaz imanlarından ve vizyoner fikirlerinden ilham alarak bunları bugünün dünyasına doğru şekilde uyarlayabilmektir.

Eğer bu ayetle hakiki manada amel etmek istiyorsak, millet ve ümmet olarak vatanımızı ileri taşımak adına geçmişteki hatalarımızla dürüstçe yüzleşmeliyiz. Örnek alacağımız İslami şahsiyetlerin sadece yaşadıkları dönemin şekilsel kalıplarını değil, onların çağları sarsan vizyonlarını ve ahlaki kalitelerini kuşanmalıyız.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top