İkinci Cahiliyyenin Tahakkuku (6. Âyet)

Allah Teâlâ, İslam davasının tarifini yaptıktan sonra hem rahmeti hem de izzeti içerisinde barındıran bir göreve dikkat çekecek olup dünyevi planda gönderilme sebebini açıklayarak şöyle buyurmaktadır:

﴾لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا أُنْذِرَ آَبَاؤُهُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ﴿

Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, korkutasın diye [gönderilenlerdensin]

Bu âyetteki ﴿قَوْمًا مَا أُنْذِرَ آَبَاؤُهُمْ Babaları korkutulmamış bir kavmi ifadesindeki mâ (مَا) edatının irabı ile alakalı bazı farklı açıklamalar bulunmaktadır;

Bunlardan birincisine göre buradaki mâ (مَا) edatı, ismi mevsul/sıfat fiilimsi olarak alınmakta ve ﴾مَا أُنْذِرَ آَبَاؤُهُمْ﴿ ifadesi ikinci nesne konumunda olmaktadır. Buna göre mâna ise şu şekildedir: Babalarının uyarıldığı azaba karşı bir kavmi uyarasın diye gönderildin.

İkinci görüşe göre buradaki mâ (مَا) edatı, olumsuzluk olarak alınmakta ve “Babaları korkutulmamış” ﴾مَا أُنْذِرَ آَبَاؤُهُمْ﴿ ifadesi “bir kavmi” ﴾قَوْمًا﴿ ifadesinin sıfatı olmaktadır. Buna göre mâna ise şu şekildedir: Babaları uyarılmamış olan bir kavmi uyarasın diye gönderildin.

Allah Resûlü (s.a.v.), Allah’ın rahmetinin tecellisi ve izzetinin habercisidir. İşte bu âyetteki ilahî uyarının arka planında da bu iki durumun hatırlatılması vardır. Rasûlullah (s.a.v.), insanlara şımarmamaları için Allah Teâlâ’nın izzetini; umutsuzluğa düşmemeleri için de Allah Teâlâ’nın rahmetini hatırlatmak üzere gönderilmiştir.

Bunun yanında Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerim’in indiriliş anındaki topluluğun (cahiliye toplumunun) özelliğinden bahsederek, insanlığın bu ilahî kitap olmadan nasıl bir çıkmazın içerisine düşeceğine işaret etmiştir. Eğer Allah Teâlâ’nın izzetinden haberimiz olmasaydı, gaflet deryalarında boğulurduk. Bu hayatta şımarık ve umursamaz şekilde yaşar, gidişatın nereye olduğunun farkında dahi olmazdık. Dolayısıyla izzetin sadece Allah Teâlâ’ya ait oluşunu bilmemiz, aynı zamanda beşer ve kul olarak haddimizi bilmemize vesile olmaktadır.

Öte yandan, eğer Allah Teâlâ’nın rahmetinden haberdar olmasaydık; en ufak psikolojik bir sarsıntıda ve imtihanda tüm mevcudattan umudu keser, adeta yaşayan ölüler hâline gelirdik. Bu rahmetin farkına varmamız; sağlam bir imana, sarsılmaz bir dirâyete ve dayanıklı bir karaktere ulaşmamızı sağlamaktadır. İşte bundan dolayı olsa gerek ki; Allah Teâlâ, bu uyarıcılardan mahrum kalan grubu “kendileri gafil olandır” ﴾فَهُمْ غَافِلُونَ﴿ şeklinde “gafil” olarak vasıflandırmıştır.

Bu âyet, günümüzdeki sosyolojik bir gerçeği de çok net ortaya koymaktadır. Zira bir nesil eğer Allah Teâlâ’nın ilahî iletilerinden bîhaber yetişirse; sonraki neslin, inkârcı sistemlerin ve küresel odakların kucağına düşmesi çok kolaylaşacaktır. Dolayısıyla o nesil, gaflet diyarında hangi uçuruma doğru sürüklendiğini bilmeden şuursuzca yaşayacaktır. İşte bu acı durum, yakın tarihte medeniyet coğrafyamızın ve Anadolu’nun da başına gelmiştir. Osmanlı’nın son dönemlerinde dinî yozlaşmalar, İslam’dan uzaklaşmalar, yaşanan fikrî buhranlar ve kültürel savrulmalar neticesinde nesiller, kendi öz değerlerinden o kadar uzaklaşmıştır ki; adeta İslam’ın o diriltici ruhu toplumsal hafızadan silinme tehlikesi yaşamıştır. Din-i Mübin-i İslam bir nesle layıkıyla anlatılamaz olunca, sonraki nesiller de çok rahat bir şekilde kültürel emperyalizmin ve insanlık düşmanlarının oyuncağı hâline gelmiştir.

Lakin artık küllerimizden doğma ve Kur’ân-ı Kerim’i yeniden, taptaze indiriliyormuş gibi şuurlu bir şekilde okuma vaktidir. Artık vakit, küresel sömürü sistemine fıtrat yumruğunu indirerek, yıkılmaz zannedilen o kokuşmuş düzeni Kurân-ı Kerim’in hakikatleriyle sarsma vaktidir.

Bu âyetle amel etmek istiyorsak, bu zamanda kendi çapımızda işleyeceğimiz en küçük bir sâlih ameli dahi, bugünün modern cahiliyesinden ve gafletinden kurtulmak için atılmış devasa bir adım olarak görmemiz lazımdır. Zira ilahî uyarının ve amelin terk edildiği yerde “gaflet” başlar. Gafletin yuva yaptığı yerde ise öncelikle şer odakları tarafından “kullanılmışlık”, ardından ise hakikate “ihanet” ortaya çıkar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top