
Allah Teâlâ, Yâsîn sûresinin 41. âyetinde şöyle buyurur: ﴿وَآيَةٌ لَهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ﴾ “Onların soylarını o dopdolu gemide yükleyip taşımamız da onlar için bir delildir.” Âyet, Allah Teâlâ’nın kudretini gösteren ilahî sistemlerin bizzat birer “âyet” olduğunu ortaya koymaktadır. Âyet; hayranlık uyandıran bir düzen taşımalı, insana eşsiz bir nimet olarak sunulmalı ve insanı hayatın hakikatine dair tefekküre sevk etmelidir. Bu açıdan insanın yaratılışı ve nesilden nesile devam eden hayat zinciri, başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir ilahî âyettir.
Âyetteki “yüklemek” ve “zürriyet” ifadeleri, insanın yalnızca mevcut neslini değil, geçmişten geleceğe uzanan nesiller zincirini düşündürmektedir. “Dopdolu gemi” ifadesi için müfessirler; ticaret gemisini, Hz. Nuh’un (a.s.) gemisini veya anne rahmindeki nutfeyi işaret eden farklı yorumlar yapmışlardır. Ancak âyetin önceki ve sonraki âyetlerle birlikte okunması, Güneş ve Ay’ın makro âlemdeki hareketine karşılık insanın mikro âleminde de nesilden nesile devam eden bir “akış” bulunduğunu düşündürmektedir. Bu bakımdan “dopdolu gemi”, insanın genetik bilgisini taşıyarak bir nesilden diğerine aktaran DNA sistemi üzerinden de tefekkür edilebilir.
DNA, canlılığın gelişimi ve kalıtımı için gerekli muazzam genetik bilgiyi taşıyan biyolojik bir sistemdir. Nuh’un (a.s.) gemisinin canlıları bir tufandan kurtarıp geleceğe taşıması gibi, DNA da canlıya ait genetik bilgiyi nesilden nesile taşıyan ilahî bir “gemi” gibidir. Bilimin DNA’nın olağanüstü bilgi depolama kapasitesini ortaya koyması da “dopdolu” ifadesinin zihnimizdeki anlamını derinleştirmektedir. Buradaki maksat, âyeti zorlayarak modern bilime indirgemek değil; bilimsel keşifleri, Allah Teâlâ’nın insanın içine yerleştirdiği muazzam düzeni daha iyi fark etmeye vesile kılmaktır.
Öyleyse bu âyet bizi hem gökyüzündeki makro âleme hem de kendi içimizdeki mikro âleme bakmaya çağırmaktadır. Güneş’ten Ay’a, gezegenlerden hücrelere kadar her şey Allah Teâlâ’nın sevk ve idaresiyle kusursuz bir düzen içinde akıp gitmektedir. İnsan ise bütün bu ihtişamın ortasında, kendi bedeninde taşıdığı yaratılış haritasını dahi tam anlamıyla kuşatamayan küçük bir varlıktır. Bu sebeple bilim, imanımızın yerine geçecek bir delil değil; keşfettiğimiz her hakikatte Allah Teâlâ’nın kudretini, hikmetini ve sanatını daha fazla tesbih etmemize vesile olan bir penceredir.
https://www.kitapyurdu.com/kitap/ameli-tefsir-hidayet-pusulamiz-yasin-suresi/762199.html

Gezegenlerden hücreye… Subhanellah.
Kainatı yaratan , kürre lere de zerre lere de hakim ,, Rabbim bizi mağfiret et.