36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Fıtrata Nakşedilen Hakikat: İbadet (22. Âyet)

Varlığının sebebi olan bu iletilere dikkat çeken o kişi, ibadetin fıtrata nakşedilen bir hakikat olduğunu şu âyetle anlatmaktadır: ﴿وَمَا لِيَ لَا أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ﴾ “Hem benim neyim var ki; beni yaratana (yoktan var edene) kulluk etmeyeyim? Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz.” Bu ifadedeki muazzam üslup, hakka davet eden kimsenin muhatabına nasıl zarif […]

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

İhlas Mührü (21. Âyet)

O kutlu kişi, bu davetten sonra kendilerine gönderilen elçilerin durumuna dair ayrı bir açıklamada bulunarak gönüllerini hakka ısındırmanın derdiyle tarihi şu sözleri söylüyor: ﴿اتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْأَلُكُمْ أَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ﴾ “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.” Hakka davet ederken en önemli “umde” (dayanak), şüphe yok ki samimiyettir, yani ihlastır. İhlas ile

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Hidâyet İçin Koşanlar (20. Âyet)

Artık toplum, bu haldeyken hakka ve hakikate yönlendiren kimselerin varlığı her toplumda ve asırda elzem olmuştur. Bu hakikatten olsa gerek ki bu hakikati üstlenen birini Allah Teâlâ, âyette bahse medar kılmış ve şöyle buyurmuştur: ﴿وَجَاءَ مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلِينَ﴾ “Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi:

Uncategorized

Dava Erlerinden Derin Cevaplar (19. Âyet)

Dava erleri, hangi tepkiyle karşılaşırsa karşılaşın her türlü açıdan batıla cevap vermenin hazırlığı içerisindedir. Buna dikkat çeken Allah Teâlâ, elçilerin akıl dolu ve dirayetli cevaplarını bize şu şekilde aktarmaktadır: ﴿قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ أَئِنْ ذُكِّرْتُمْ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ﴾ “Elçiler şöyle cevap verdiler: Sizin uğursuzluğunuz kendi beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Bilakis siz,

Uncategorized

Sarsılan Düzen ve Psikoloji (18. Âyet)

Allah Teâlâ, gönderilen elçilerdeki dirayetle beraber kâfirlerin sarsılan düzenine dikkat çekerek bizzat söyledikleri sözü aktarmış ve şöyle buyurmuştur: ﴿قَالُوا إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ﴾ “Dediler ki: Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlayarak kovarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.” Kur’ân-ı Kerim’in

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

İnancın Dirayete Dönüşü (17. Âyet)

Allah Teâlâ, önceki âyetlerde dava erlerinde bulunması gereken psikolojiye dikkat çektikten sonra fiiliyatta devam ettirilmesi gereken davranışa dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: ﴿وَمَا عَلَيْنَا إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ﴾ “Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir.” Dava eri; hakkın nasıl eşsiz bir mahiyette olduğunu bilip, hakkı itibara almayanların nasıl karanlık bir uçuruma sürüklendiğini görse de dünyadaki acı gerçekler karşısında

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

İnancın Vücut Bulmuş Hali (16. Âyet)

Allah Teâlâ, kâfirlerin sindirmeye çalıştığı esnada bir dava erinin nasıl ayakta durduğunu bizatihi elçilerin ağzından bize aktarmış ve şöyle buyurmuştur: ﴿قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّا إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ﴾ “Elçiler dediler ki: ‘Rabbimiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.’” İslam davasının sarsılmaz bir eri olmanın en büyük adımı, bu davanın bizzat Allah Teâlâ’nın davası olduğuna ve her

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Hakkı Verilmeyen Hakikat (15. Âyet)

Her şeyi sistemli ve muazzam yaratan Allah Teâlâ, risâleti de en muazzam şekilde biz insanlara göndermiştir. Lakin insanların çoğunun ve bu kıssadaki kimselerin cevabı şu şekildeydi: ﴿قَالُوا مَا أَنْتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَمَا أَنْزَلَ الرَّحْمَنُ مِنْ شَيْءٍ إِنْ أَنْتُمْ إِلَّا تَكْذِبُونَ﴾ “Onlar da: ‘Siz bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz, hem Rahman olan Allah,

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ, Uncategorized

Çağları Aşan Destek (14. Âyet)

Çağları Aşan Destek (14. Âyet) Bu girişten sonra Allah Teâlâ, ufuk açıcı o kıssayı anlatmaya başlıyor ve şöyle buyuruyor: ﴿إِذْ أَرْسَلْنَا إِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُوا إِنَّا إِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ﴾ “Hani biz onlara iki kişi göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü ile destekledik. Onlara: ‘Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz’ dediler.”

36. HİDÂYET PUSULAMIZ: YÂSİN SÛRESİ

Hayata Yön Veren Kıssa (13. Âyet)

Hayata Yön Veren Kıssa (13. Âyet) Örnek vermek Kurân-ı Kerim’de çokça kullanılagelen bir ifadedir. Önceki âyet grubunda hidâyet ve dalâlet kavramları nasıl şekillenir bunun açıklaması yapılmıştı. Şimdi teorik bilginin pratiğe dökülmesi babından önceki âyet grubunun beyanları bir kıssa olarak verilmiştir. ﴿وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا أَصْحَابَ الْقَرْيَةِ إِذْ جَاءَهَا الْمُرْسَلُونَ﴾ “Sen onlara, o şehir halkını örnek ver.

Scroll to Top